Uzayın derinliklerinde can çekişen dev yıldızların etrafında esen muazzam rüzgarlar, astrofizik dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Princeton Üniversitesi araştırmacıları, onlarca yıldır ders kitaplarında yer alan "atomik enerji uzay fırtınası yaratır" teorisinin aslında gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Bilgisayar modelleriyle yapılan detaylı incelemeler, evrendeki devasa patlamaların arkasında henüz çözülememiş çok daha büyük güçlerin saklandığını gösteriyor.
Gökyüzündeki devasa yıldızlar, ömürlerinin son dönemine geldiklerinde kendi iç dengelerini kaybederek inanılmaz bir hızla şişmeye başlar. Bu şişme esnasında eğer yakınlarında başka bir komşu yıldız varsa, iki yıldız birbirinin içine geçer ve uzay boşluğuna milyarlarca ton gaz savurur. Bilim dünyası, bu devasa kozmik birleşmeler sırasında ortaya çıkan hidrojen ve helyum atomlarının kimyasal reaksiyon enerjisinin, yıldızın yüzeyinden dışarıya doğru durmaksızın esen çok güçlü uzay rüzgarları fırlattığına inanıyordu.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Princeton Üniversitesi Astrofizik Bölümü'nden Critas Yang ve Eliot Quataert tarafından hazırlanan yeni bilimsel çalışma, bu inancın arkasındaki matematiksel hatayı net bir şekilde gözler önüne serdi.
Bilgisayar Modelleri Onlarca Yıllık Teoriyi Çürüttü
Araştırmacı bilim insanları, evrendeki farklı kütle, sıcaklık ve yoğunluktaki yüzlerce yıldız yapısını gelişmiş bilgisayar programlarına yükleyerek devasa simülasyonlar gerçekleştirdiler. Amaç, yıldızların can çekiştiği o kritik anlarda ortaya çıkan atomik birleşme enerjisinin gerçekten tek başına sürekli ve güçlü bir rüzgar başlatıp başlatamayacağını net olarak ölçmekti.
Çıkan fizik sonuçları astrofizikçileri şaşkına çevirdi. Yapılan hassas hesaplamalara göre, atomların birleşmesiyle açığa çıkan bu enerji, iddia edildiği gibi gaz kütlelerini uzay boşluğuna kalıcı olarak fırlatacak bir rüzgara dönüşemiyor. Çünkü açığa çıkan bu muazzam sıcaklık ve enerji, henüz gazları yıldızın kütleçekiminden kurtarıp tamamen serbest bırakamadan, ışıma yoluyla uzay boşluğuna sızarak çok hızlı bir şekilde sönümleniyor.
Yıldız Evrimi Modellerinde Yeni Bir Dönem Başlıyor
Princeton ekibinin elde ettiği bu çarpıcı veriler, uzayda teleskoplarla gözlemlediğimiz o devasa yıldız rüzgarlarının ve gaz püskürmelerinin tek bir enerji kaynağıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Eğer bu atomik enerji tek başına sürekli bir rüzgar oluşturamıyorsa, demek ki can çekişen yıldızların iç yapısında henüz keşfedilememiş çok daha dinamik dalgalanmalar veya devasa manyetik patlamalar yaşanıyor.
Bu büyük keşif, uzaydaki dev yıldızların son anlarında nasıl yok olduklarını ve etraflarındaki uzay ortamını hangi gerçek güçlerle şekillendirdiklerini hatasız olarak hesaplayabilmemiz için bilim dünyasının önüne yepyeni bir kapı aralıyor. Gökbilimciler, bu sayede gelecekte yapılacak teleskop gözlemlerinde eksik kalmış teorilerin peşinden gitmek yerine, uzay fırtınası olarak adlandırılan bu rüzgarların arkasındaki gerçek fiziki mekanizmaları aramaya başlayacaklar.