İnsanoğlu, gökyüzüne bakıp kendi dünyamızın dışındaki uzak gezegenleri aramaya başladığında takvimler 1992 yılını gösteriyordu. O dönemde bilim dünyası, Güneş sistemimizin çok uzağında, PSR B1257+12 adı verilen ölü bir yıldızın etrafında dönen ilk yabancı gezegenleri keşfetmişti. Bu keşif, insanlık tarihinin ilk ötegezegen sistemi olarak kayıtlara geçmişti.
Çin, Amerika ve Avustralya'dan bilim insanlarının bir araya gelerek taze yayınladığı yeni bir araştırma, bu tarihi gezegen sistemini dünyanın en büyük begging ve en hassas tek çanaklı radyoteleskopu olan FAST ile yeniden mercek altına aldı.
Uzaydan Gelen Radyo Sinyallerinin Pırıltısı İncelendi
Bu araştırmanın arkasında tamamen dürüst bir fizik gerçeği yatıyor. İncelenen bu ölü yıldız, kendi etrafında saniyede yüzlerce kez dönen ve uzay boşluğuna fener gibi düzenli radyo sinyalleri fırlatan çok yoğun bir kütledir.
Bilim insanları, bu yıldızdan çıkan sinyallerin Dünyaya gelene kadar uzaydaki serbest elektron ve gaz bulutlarının içinden geçerken nasıl kırıldığını, yön değiştirdiğini ve nasıl dalgalandığını inceledi. Tıpkı Dünya atmosferindeki hava hareketleri yüzünden gece yıldızların gözümüze kırpışıyor veya pırıldıyor gibi görünmesi gibi, uzaydaki bu radyo sinyalleri de gaz bulutlarından geçerken pırıldama yapar.
Uzmanlar, bu pırıltıların hızını ve şeklini ölçerek, o uzak gezegenlerin döndüğü uzay ortamının ne kadar temiz ya da ne kadar gazla dolu olduğunu milimetrik olarak hesaplamayı başardı.
Bu Araştırma Bize Ne Sağlıyor?
Yapılan bu hassas ölçümler, uzay boşluğundaki küçük gaz yapılarının ve manyetik alan dalgalanmalarının haritasını çıkarmamızı sağlıyor. FAST teleskobunun muazzam gücü sayesinde, geçmişte kullanılan eski teleskopların göremediği çok ince sinyal kırılmaları bile bu yeni çalışmayla tespit edildi.
Araştırmacılar, ilk keşfedilen bu tarihi gezegenlerin etrafındaki uzay ortamının, galaksimizin diğer bölgelerine kıyasla nasıl bir yapıya sahip olduğunu dürüst verilerle ortaya koydu. Çıkan sonuçlar, ölü yıldızların etrafında dönen bu ilk sıra dışı gezegenlerin milyarlarca yıldır nasıl hayatta kalabildiğini ve yıldızdan fışkıran yoğun enerjinin uzay gazlarını nasıl süpürdüğünü anlamamız açısından bilim dünyasına çok somut ve yasal olarak doğrulanmış kanıtlar sunuyor.