Güneş Sistemi’mizdeki Jüpiter ve Satürn gibi dev gaz gezegenlerinin çok hızlı dönmesi, bilim dünyasında "bir gezegen ne kadar büyükse o kadar hızlı döner" gibi basit bir varsayımın oluşmasına neden olmuştu. Ancak Northwestern Üniversitesi liderliğindeki araştırmacılar, Hawai'deki dev teleskopları kullanarak bu varsayımı sorgulayan devrim niteliğinde bir sonuca ulaştı.
Astronomlar Dev Gezegenlerin Dönüş Hızlarını Ölçtü: Gezegenler Neden Hızlı Dönüyor?
Araştırma ekibi, Keck Gözlemevi'nde bulunan özel bir görüntüleme teknolojisini (KPIC) kullanarak 32 farklı gaz devi ve kahverengi cüceyi inceledi. İnceleme sonucunda, kütleleri küçük olan gaz devlerinin, kendilerinden çok daha ağır olan kahverengi cüce komşularından çok daha hızlı döndüğü tespit edildi.
Örneğin, HR 8799 adlı yıldız sisteminde; Jüpiter'in 7 katı kütleye sahip bir gaz devi, 24 kat daha ağır olan kahverengi cüce komşusundan tam 6 kat daha hızlı dönüyor.
Manyetik Alanlar "Fren Görevi" mi Görüyor?
Bilim insanları bu hız farkını manyetik etkileşimler ile açıklıyor. Kahverengi cüceler, doğaları gereği çok daha güçlü bir manyetik alana sahip. Bir gezegen veya "başarısız yıldız" oluşurken, etrafında gaz ve tozdan oluşan bir disk bulunur. Güçlü manyetik alana sahip olan cisimler, bu diskle daha yoğun etkileşime girerek, tıpkı bir arabanın frenine basılması gibi açısal momentumlarını (dönme enerjilerini) daha erken kaybediyorlar. Bu durum, daha ağır olmalarına rağmen daha yavaş dönmelerine yol açıyor.
"Gezegenin Geçmişine Dair Fosil Kayıt"
Araştırmanın baş yazarı Dino Chih-Chun Hsu, dönüş hızını "gezegenin oluşumuna dair bir fosil kaydı" olarak tanımlıyor. Bir gezegenin bugün kaç saatte bir kendi etrafında döndüğünü ölçmek, o gezegenin milyonlarca yıl önce hangi fiziksel süreçlerle şekillendiğini anlamamızı sağlıyor.
Bu araştırma, sadece uzak sistemleri anlamamıza değil, kendi Güneş Sistemi'mizin nasıl oluştuğuna dair de önemli bir veri seti sağlıyor. Ekip, 2027 yılında devreye girecek olan yeni nesil teleskoplar ve spektrograflar (HISPEC) ile bu ölçümleri çok daha küçük ve Dünya'ya benzeyen gezegenler üzerinde de uygulamayı hedefliyor.
Bu çalışma, gezegenlerin sadece kütlelerine göre değil; manyetik alanlarının gücüne ve çevresel etkileşimlerine göre evrimleşen karmaşık yapılar olduğunu akademik düzeyde kanıtlamış oldu.